Manyana, İspanyolca “yarın, sonra” anlamına gelir. Aynı zamanda, “bugün git, yarın gel” gibi ertelenen, belirsiz ama sürekliliği olan bir zaman hissini taşır. Tıpkı güneşin doğduğu yer, yani Günay gibi.
Var olan ama aslında sabitlenemeyen… Herkese göre farklı, ama bir şekilde hep tanıdık.
Manyana, o ertelediğin duygunun, unuttuğun hikâyenin ve içindeki saklı asiliğin form bulmuş halidir. Her parça, kendine ait bir zamanla üretilir. Aceleye gelmez. Çünkü bizim işimiz hızla değil, iz bırakmakla ilgili.
Manyana’da her şey tek, her taş gerçek, her yüzey eşsizdir. Kadınlığın doğasında var olan zarif ama güçlü o hali vurgulamak için tasarlıyoruz. Burada gördüğün hiçbir şey sıradan değil. Sadece sana aittir.
Sanatı hayatının parçası yap. Kendi hikâyeni tak.
Bugün hâlâ her şeyi kendim yapıyorum. Çünkü elin izi olmadan bir parçanın ruhu olmaz. Yıllar boyunca ellerimle çalışmanın verdiği dinginlikte, doğada mükemmel olmayanın güzelliğini aradım. Takılarımda doğanın asimetrisinden, yaşanmışlık izlerinden ve içsel bir zarafetten ilham alıyorum. Manyana, bu yolculuğun dışa vurumu. Her parça, bir hikâye anlatıyor – tıpkı seninki gibi.
Ben Günay. Takıyı hep sevdim. Istanbul’da doğup büyüdüm, ODTÜ de Ekonomi eğitimi aldım ve Istanbul ile Amsterdam’daki bankalarda Teknoloji ve Proje Geliştirme alanında çalıştım. 2005’te bir ustanın yanında çırak oldum. Sonra kendi yolumu çizdim, atölyemi kurdum ve deneme yanılma ile – internetin bile yardımcı olmadığı zamanlarda – her şeyi gözlemle, elimle, projecilikten kalma analiz alışkanlığıyla öğrendim.
Her tasarım, elde ve tek tek üretiliyor. Endüstriyel mükemmelliğin peşinde değiliz. Biz, iz bırakan yüzeyleri, dokunulabilir detayları, her parçanın ruhunu önemsiyoruz. Sürdürülebilir malzemeler, etik üretim ve zamansızlık, koleksiyonlarımızın temelini oluşturuyor.
İlham kaynağım doğa. Ama sadece çiçeklerden değil; bir mobilyanın formundan, dans eden bir bedenin kıvrımından, hatta bir sakalın çizgisinden bile etkilenebilirim.
Manyana, kendi yolunu çizen, kalabalığın içinde kaybolmaktan hoşlanmayan kadınlara sesleniyor. Her parça, onların içsel gücünü ve hikâyesini taşıyor. Moda değil, ifade biçimi arayanlar için buradayız.
